YÜREKSİZLERE, ACİZLERE

İnanmak Lafla Olmaz. Baş Koymak Gerekir. Eğer Er Meydanına Çıkacaksan Başını Uzatmaktan Çekinme, Yoksa Er Meydanında İşin Ne.
Hal diliyle Mu'sab Bin Umeyr(ra) Dursun Ali Erzincanlı

29 Aralık 2013 Pazar

ahmet-hakandan-yalcin-akdogana-oneriler


Ahmet Hakan'dan Yalçın Akdoğan'a öneriler

 

Bu işi ekranlara sürdüğünüz şebelekler gibi “Bunlar bizi de oyuna getirmiş yahu” diyerek geçiştiremezsiniz.
Başbakan Erdoğan'ın siyasi başdanışmanı Yalçın Akdoğan'ın hem Yeni Şafak hem de Star gazetelerinde kendi adı ve müstear ismi ile iki kez yazdığı Emniyet ve Yargı içindeki çete "Türk Ordusu’na kumpas kurdu" iddiasını Hürriyet yazarı Ahmet Hakan ilginç bir yazı ile yorumladı.
Ahmet Hakan, Hürriyet gazetesindeki köşesinde "Kumpasmış" başlıklı yazısında Akdoğan'a "Öyle “kumpas” deyip geçemezsiniz. Her gün birkaç tanesini piyasaya sürdüğünüz o sınırsız sorumsuz yeniyetme analizciler konumunda değilsiniz ki söyleyip de geçesiniz. Devleti yönetiyorsunuz devleti...Başbakan’a danışmanlık yapıyorsunuz." diyerek seslendi.
Ahmet Hakan yazısında önerilerini de sıraladı. İşte Hürriyet yazarının bugünkü yazısı:

"TÜRK Ordusu’na kumpas kurulmuş.
Birkaç gündür böyle diyorlar.
Hatta gazetelerinden biri dün manşeti çakmış:
“Aynı kumpası Türk Ordusu’na da kurdular”.
*
İyi de sadece Türk Ordusu’na mı kumpas kuruldu?
-Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kumpas kuranlar, neden Kürtlere de KCK adı altında kumpas kurmasınlar ki?
-Kürtlere KCK adı altında kumpas kuranlar, neden Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’a da kumpas kurmasınlar ki?
-Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’a kumpas kuranlar, neden Doğu Perinçek’e de kumpas kurmasınlar ki?
-Doğu Perinçek’e kumpas kuranlar, neden Hanefi Avcı’ya da kumpas kurmasınlar ki?
-Hanefi Avcı’ya kumpas kuranlar, neden Cübbeli Ahmet Hoca’ya da kumpas kurmasınlar ki?
-Cübbeli Ahmet Hoca’ya kumpas kuranlar, neden Yalçın Küçük’e de kumpas kurmasınlar ki?
-Yalçın Küçük’e kumpas kuranlar, neden ODA TV’ye de kumpas kurmasınlar ki?
-ODA TV’ye kumpas kuranlar, neden Ahmet Şık’a ve Nedim Şener’e de kumpas kurmasınlar ki?
(...) *
Peki bu durumda “kumpas” diyen başbakan danışmanlarına, “kumpas” diye manşet atanlara, “kumpas” imasında bulunan hükümet adamlarına ne diyeceğiz?
-“İyi de hepiniz üç gün öncesine kadar başka telden çalıyordunuz” mu diyeceğiz?
-“İyi de hepiniz söz konusu o kumpasın ağa babası rolündeydiniz” mi diyeceğiz?
-“İyi de delil toplama işini bile TRT’den canlı yayınla yapıyordunuz” mu diyeceğiz?
-“İyi de savcıdan kaptığınız bilgileri, apaçık doğrularmış gibi halkın üstüne boca ediyordunuz” mu diyeceğiz?
-“İyi de ulan hepiniz oradaydınız be” mi diyeceğiz?
Hayır, hayır.
Bunları demeyeceğiz.
Çünkü bunlar denildi, deniliyor.
Ancak görülüyor ki...
Bunların denilmesi, karşı tarafta en küçük bir yüz kızarıklığı bile oluşturmadı, oluşturmuyor.
*
O zaman başka bir şey söylemek lazım.
İşte söylüyorum:
*
“Kumpas” deyip geçemezsiniz ağalar!
Daha doğrusu...
-“Kumpas” sözcüğünü, hükümete yakın kişiler hakkındaki yolsuzluk iddialarından ve bu iddiaların soruşturulmasından kaçış için kullanamazsınız.
-“Kumpas” sözcüğünü ahalinin dikkatini başka bir yöne çevirmek ve kafa karıştırmak için kullanıp kaçamazsınız.
“Kumpas” sözcüğü ağzınızdan çıkıyorsa...
Gereğini yapmak zorundasınız.
Yoksa yaptığınız sadece size yönelen tepkiye yön değiştirme maksatlı basit ve ilkel bir uyanıklıktan başka bir anlam taşımaz.
*
Gereği ne mi bu işin?
İşte açıklıyorum gereğini...
Eğer size gerçekten inanmamızı istiyorsanız:
-Bugünlerde nasıl yakınlarınızın savcılık soruşturmasından kurtulması için üç saate beş miting sığdırıyorsanız, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un hapisten çıkması için iki saate sekiz miting sığdırın da inanalım.
-Bugünlerde nasıl hükümete yönelmiş bir yolsuzluk soruşturmasına karşı istiklal mücadelesi başlattıysanız, ordunun tüm generallerine yönelmiş, bazı kuvvet komutanlıklarında general bırakmamış davalar için de istiklal mücadelesi başlatın da inanalım.
-Bugünlerde nasıl 28 yaşında, hükümetin üç bakanıyla al takke ver külah ilişkiye girmiş tartışmalı adam için “Tanırız, hayırsever bir işadamıdır” diyorsanız, Hanefi Avcı için “Tanırız, dürüst bir polistir” deyin de inanalım.
-Bugünlerde nasıl “O çantanın içinde para olduğu ne malum” diyorsanız, kitap için söylediğiniz “Bombadan bile daha tesirli” sözü için binlerce tövbe edin de inanalım.
-Bugünlerde nasıl yasalara aykırı yönetmelikler çıkarıyorsanız, “kumpas” sonucu içeri tıktığınız kişiler için de bir şeyler yapın da inanalım.
-Bugünlerde işin ucu kendinize dokunduğunda nasıl “Amerika” diyorsanız, nasıl “Dış mihrak” diyorsanız, nasıl “Dış düşman” diyorsanız, aynısını generaller için deyin de inanalım.
-Bugünlerde nasıl kefenlere sarınıp istiklal savaşları başlatıyorsanız, Silivri Cezaevi’nin önünde kefenlere sarınıp istiklal savaşı başlatın da inanalım.
-Bugünlerde nasıl kendinize yöneldiğini söylediğiniz “kumpas”a karşı Cumhuriyet tarihinin en büyük ve en görkemli direnişini sergiliyorsanız, “kumpas” sonucu ocakları sönmüş vatandaşlarınız için de benzer bir direniş sergileyin de inanalım.
Başka türlü olmaz.
Başka türlü zerre kadar inandırıcı olamazsınız.
*
Öyle “kumpas” deyip geçemezsiniz.
Her gün birkaç tanesini piyasaya sürdüğünüz o sınırsız sorumsuz yeniyetme analizciler konumunda değilsiniz ki söyleyip de geçesiniz.
Devleti yönetiyorsunuz devleti...
Başbakan’a danışmanlık yapıyorsunuz.
Koca Türk Ordusu’na komutanlık yapıyorsunuz.
*
Bu işin hiç şakası yok.
Bu iş çocuk oyuncağı değil.
Bu işi ekranlara sürdüğünüz şebelekler gibi “Bunlar bizi de oyuna getirmiş yahu” diyerek geçiştiremezsiniz.
Unutmayın:
Sizin “Kumpas” dediğiniz işten dolayı...
Aileler perişan, anneler gözyaşı döküyor, babalar kalpten gidiyor, çocuklar büyüyemiyor, ocaklar sönüyor.
Yüzlerce kişi beton duvarlar arasında gün sayıyor.
Siz “Kumpas” dedikçe...
Onlar orada sıkılmış yumruklarını ısırıyor.

http://www.gazeteciler.com/medya-kosesi/ahmet-hakandan-yalcin-akdogana-oneriler-72877h.html 

28 Aralık 2013 Cumartesi

ahmet-hakandan-basbakana-acik-mektup

Ahmet Hakan'dan Başbakan'a açık mektup!

 

Ahmet Hakan bugün Başbakan'a açık bir mektup kaleme aldı köşesinde. 

 Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan, bugün köşesinden Başbakan'a seslendi. Yazısına "Yargıya meydan okuyarak, savcıya meydan okuyarak. mahkemelere meydan okuyarak bu krizden çıkamazsınız." diye başlayan yazar, yazısını ilahi bir emirle, "kibirden arının" diyerek bitirdi.
İşte o yazı...

BU KRİZDEN BÖYLE ÇIKAMAZSINIZ

SAYIN Başbakan...
- Yargıya meydan okuyarak...
- Savcıya meydan okuyarak...
- Mahkemelere meydan okuyarak...
Bu krizden çıkamazsınız.
HUKUK BİTERSE FELAKET BAŞLAR
Krizden çıkamayacağınız gibi memleketi de alaşağı edip batırırsınız.
Çünkü...
Başbakanların yargıyı takmadığı, savcıları azarladığı, mahkemelere sırt çevirdiği devletlere her şey denir ama “hukuk devleti” denemez.
Şunu aklınızdan çıkarmayın:
Hukuk biterse felaket başlar.
BARIŞ İÇİNDE YAŞAMA DUYGUSU YERE ÇALINIYOR
Sayın Başbakan...
“Ben bu yargıya, bu mahkemeye, bu savcıya çevremdeki insanları teslim etmem arkadaş” anlamına gelebilecek sözler söylemekten, davranışlar sergilemekten vazgeçin.
Çünkü bu sözler ve bu davranışlar, bu ülkenin birliğini, düzenini, temelini, adalet duygusunu, eşitlik anlayışını çok ağır biçimde dinamitliyor.
Bir arada barış içinde yaşama duygusunu yerlere çalıyor.
BU ÜLKEDE GENELKURMAY BAŞKANLARI HAPİSTE 
Sayın Başbakan...
- Bu ülkede genelkurmay başkanları bu yargıya teslim oldu, bu yargının verdiği kararlara uymak zorunda kaldı, bu yargının verdiği kararlar doğrultusunda hapislerde yatıyor.
- Bu ülkede “dokunulmaz” sanılan generaller bu yargının verdiği kararlar doğrultusunda müebbet üstüne müebbet aldılar, Silivri zindanında yatıyorlar.
- Bu ülkenin gazetecileri bu yargı tarafından yargılandı, bu yargı tarafından hapislere atıldı.
- Bu ülkenin belediye başkanları, siyasetçileri yargılandı, bileklerine plastik kelepçeler takıldı, aylardır hapislerde yatıyor.
Soruyorum:
Bu insanların, sizin çevrenizdeki insanlardan ne farkı var Sayın Başbakan?
Onlar söz konusu olduğu zaman “Gidin yargılanın, bir şeyiniz yoksa neden çekiniyorsunuz kardeşim, adalete güvenin” demiştiniz.
Fakat sıra sizin partililerinize ve çevrenize gelince...
“Olmaz” diyorsunuz, savcı azarlıyorsunuz, direnişe geçiyorsunuz.
Oysa yargı aynı yargı, mahkeme aynı mahkeme, hatta savcı bile aynı savcı.
Yani “paralel devlet” ise aynı “paralel devlet”.
ESKİ TÜRKİYE'DEN NE FARKIMIZ VAR
Sayın Başbakan...
Sizin tutumunuzdan biz
ne anlamalıyız?
Şunu mu:
Sizin yakınınızdakiler yargının bile dokunamayacağı kadar pek mühim, çok elit, çok önemli, çok dokunulmaz kişiler...
Sizin yakınınızda olmayanlar ise...
Sonuna kadar vurulacak, dövülecek, hapislere tıkılacak, ağır müebbetlere çarptırılacak kişiler.
Bu mudur yani?
Eğer buysa bunun bildiğimiz o “Eski Türkiye”den ne farkı var Allah aşkına?
SİZ DE YARGIYI MAKSATLI BULUYORUM DERSENİZ...
Sayın Başbakan...
Eğer siz bugün “Ben bu yargıyı maksatlı buluyorum, bunlara güvenmiyorum” derseniz...
Siz “başbakan” olarak bunu derseniz...
Bütün vatandaşlarınıza da böyle deme hakkı
doğmaz mı?
Soruşturulan her vatandaşın da, “Ben bu yargıyı maksatlı buluyorum, bunlara güvenmiyorum” deme hakkı olmaz mı?
Dahası “Başbakan’ın yakınlarını gözaltına alamıyorsunuz, gücünüz bana mı yetiyor” cümlesi, gayet haklı bir cümle
olmaz mı?
Sizin elinizde devasa bir “devlet gücü” var ve siz bu devasa güce dayanarak çevrenizdekileri yargıdan kurtarabiliyorsunuz.
Peki elinde böyle bir güç olmayan sade vatandaşlar
ne yapacak?
Onları kim koruyacak?
Onları kim kurtaracak?
HEPİMİZE YAZIK OLACAK
Sayın Başbakan...
“Paralel devlet” deyin, “derin çete” deyin, “faiz lobisi” deyin, “dış güçler” deyin, “Türkiye’yi çekemeyenler” deyin...
Ve bu dediklerinizle sonuna kadar mücadele edin.
Ama “Ben bu yargıya etrafımdakileri teslim etmem arkadaş” anlayışından vazgeçin.
Çünkü bu anlayış, sadece sizi değil, bizi de batıracak.
Hepimizi batıracak.
Yazık olacak.
Hem size, hem bize...
Hepimize yazık olacak.
SİZİN TUTUMUNUZ YÜZÜNDEN EKONOMİ DİBE VURUYOR
Sayın Başbakan...
Etrafınızdakilerin soruşturulup yargılanmalarına izin vermeme gayretleriniz sadece vatandaşlarınızın adalet duygusunu yer ile yeksan etmiyor.
Ayrıca dışarıdan Türkiye’ye bakanlarda da çok derin bir kuşku ve kaygı yaratıyor.
Mahkemelerine, savcılarına, yargısına posta koyan bir Başbakan’ın ülkesini kimse “güvenilir” bulmaz.
Bulmuyorlar da nitekim.
Alıp da kaçıyorlar paralarını...
İşte bakın:
Dolar fırlıyor, borsa çöküyor.
Sizin tutumunuz nedeniyle ekonomi de dibe vuruyor Sayın Başbakan.
BİR SAVAŞTAN SÖZ EDİYORSUNUZ, KİM SAVAŞACAK?
Ve Sayın Başbakan, bütün bunların üstüne bir de “savaş”tan söz ediyorsunuz.
Bir ülkenin başbakanının “savaş”tan söz etmesinin ne anlama gelebileceği konusunda en küçük bir fikriniz var mı?
Bu mudur yani hamleniz?
Bu mudur günler
sonra bulup bulabildiğiniz çıkış yolu?
Tamam, savaşalım da, kime karşı savaşacağız
Sayın Başbakan?
Savcıya karşı mı savaşacağız? Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na karşı mı savaşacağız?
Yargıya karşı mı savaşacağız?
Eğer bunlara karşı savaşacaksak, söyler misiniz hangi silahlarla savaşacağız?
Yoksa birbirimize karşı mı savaşacağız?
Komşu komşuyla mı karşı karşıya gelecek? Kardeş kardeşi mi vuracak?
Böyle bir savaşın galibi mi olur Sayın Başbakan?
Böyle bir savaşın
zaferi mi olur?
Ne yani?
Tam da dört kıtaya yayılan emperyal bir devlet olacakken Suriye mi olacak burası?
BİRKAÇ GÜN KONUŞMAYIN
Sayın Başbakan...
Lütfen bunları düşünün.
Birkaç gün konuşmayın mesela...
Konuşacaksanız bile hiç değilse meydan okumadan konuşun.
Konuşacaksanız bile daha az bağırarak konuşun.
Hiç değilse savcıya, mahkemeye, yargı erkine posta koymadan konuşun.
Biraz sakin olun,
mutedil olun.
Olaya öfkeyle, kinle, intikam duygusuyla değil akılla, şuurla, idrakle yaklaşın.
Toplantılar yapın, değerlendirmeler yapın.
İstişare mekanizmasını çalıştırın.
Size “Hadi savaşalım Başbakanım” diyenlerle konuştuğunuz gibi biraz da başka şeyler söyleyenlerle konuşun.
Unutmayın:
Bugün size “Hadi savaşalım Başbakanım” diyenler, bu savaşın sonuçları ortaya çıktığında “Başbakan her şeyi çok yanlış yaptı” diyecekler.
Ama her şey için
çok geç olacak.
KİBİRDEN KAÇININ
Sayın*Başbakan...
Diyanet İşleri Başkanlığı falan hatırlatmaya asla cesaret edemez ama ben hatırlatayım:
Biliyorsunuz “ilahi buyruk”, tepeden tırnağa “Kibirden kaçının”
diye haykırır.
Ve eğer üzerinde biraz olsun düşünülürse...
Bu buyrukta çok büyük hikmetler vardır.
-------------
Duygularımıza derman olmuş.

Başörtüsü serbest etmeniz yolsuzluk ve rüşvete karışanlarınızı aklıyormu, aklıyorsa kaç aklama hakkı var ?

Zaten güvenmediğimiz Polis teşkilatı göreviniz yapmamanın halkı nasıl infale uyandıracağını bilmiyormu. Halk sandığı beklermiydi savcıları sert açıklama ve hareketlerinden sonra ?

Güvenmediğiz savcıya, hakime nasıl güvenmemiz boyun eğmemizi bekliyorsunuz ?

ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.
Bu kelimenin anlamını bilmeyenlerin verdikleri zararı YUNANDA, İSRAİLDE veremez.

 

23 Aralık 2013 Pazartesi

fethullah-gulenden-yeni-aciklama-geldi

Fethullah Gülen'den yeni açıklama geldi!

Başbakan Tayyip Erdoğan, rüşvet ve yolsuzluk operasyonları ile ilgili Cemaat'i sorumlu tuttu ve "istedikleri kadar devlet içine sinsinler. İnlerine gireceğiz" dedi. Gülen'den yeni açıklama geldi...

 

Hükümete ettiği beddua ile olay yaratan Fethullah Gülen'den ''Birlik, Dirlik ve Beraberliğin Yolu'' başlığıyla yeni bir açıklama geldi.

Fethullah Gülen, Başbakan Erdoğan'ın 'inlerine gireceğiz" sözlerine cevap verdi.

''Müslümana “çete” diyen, “şebeke” diyen, “eşkıya” diyen ve onları inlere sığınmış goriller gibi, maymunlar gibi gören..'' diyen Gülen, ''Bunlarla hiçbir eğri düzeltilemez. iki metre genişliğindeki tahta kulübeleri “in” şeklinde görme, esasen “in”in neden ibaret olduğunu bilmemenin ifadesidir. Kimin “in”de olduğunu Allah görüyor.“İnlerdeki maymunlar, goriller, ayılar, sırtlanlar, yılanlar, çıyanlar gibi…” “İn” deyince onlar anlaşılır'' ifadelerini kullandı.

http://www.internethaber.com/fethullah-gulenden-yeni-aciklama-geldi-621842h.htm 

------

DİYANETE SORMAK LAZIM MÜSLÜMANLARA İNDE YAŞARMI ? 

diyanetten-beddua-fetvasi

Diyanet'ten beddua fetvası

Diyanet İşleri Başkanlığı Alo-Fetva Hattı'na vatandaşlar 'beddua etmenin caiz olup olmadığını' sordu.

 Diyanet İşleri Başkanlığı , dinimizde beddua etmenin yerinin olmadığını belirtirken 'Beddua eden kişi haksız ve yersiz bir beddua ediyorsa bu bedduası döner kendisini vurur' dedi.

İslam peygamberin beddua etmediğine dikkat çekilen fetvada Hz. Muhahhemed (SAV)in "Ben lanetçi olarak gönderilmedim. Ben ancak rahmet olarak gönderildim." Hadis-i Şerifi'ne dikat çekildi.
Diyanet, Hz Peygamber'in sadece Bi'r-i Mâûne'de yetmiş İslâm davetçisini şehît eden Kilab kabîlesine karşı beddua ettiğini hatırlatan Diyanet, 'Hz. Peygamber kendisine zulmeden kişilere bile beddua etmemiştir. Beddua dinimizce çok kötü görülen bir davranıştır. Beddua etmemek gerekir. Bedduadan uzak durmak gerekir. Müslüman sadece Müslüman kardeşlerinin iyiliği için dua eder' denildi.

http://www.internethaber.com/diyanetten-beddua-fetvasi-622171h.htm

 ------

Hoca ayrım yapmadığı için dönmesini beklemiyecek. Haklının, Haksızın Ayrılması için Haktan istenen yardımdır. Fitnenin sulh için yaradana yakarıştır. 

Beddua tek taraflı olur, Diyanetin sorusu başka olaya cevaptır.  Hoca Efendiye için bizzat açıklama bekleriz. Duaya Diyanette dahil olsun.

22 Aralık 2013 Pazar

artik-gelmeyin-orda-kalin-hocam

Artık gelmeyin orda kalın hocam!

Yeni Akit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, Fethullah Gülen'e yüklendi.



Daha önce "artık gelin hocam" diyen Yeni Akit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, Gülen'e bu kez “Canınız nerde güvende ise.. Orda kalın hoca’m..Bırakalım sizi, ABD korusun..” diye seslendi.
Dershane tartışması sonrası alevlenen hükümet-cemaat geriliminde taraflar birbirlerine ağır ifadeler ve ithamlarda bulunuyor.
Yeni Akit gazetesi yazarlarından Karahasanoğlu, bugünkü köşesinde Gülen'in neden Türkiye'ye gelmemesi gerektiğini anlattı. "Kim güvenir size?" diye soran Karahasanoğlu'nun sözleri ceaati çok kızdıracak.
SİNSİ PLANLAR
(...)Yetiştireceğiniz, belli yerlere yerleştirdiğiniz öğrencilerinizin.. Böylesine sinsi planlar içinde olduğunu gördükten sonra.. Bağlınız milletvekillerinin… Bir günde 180 derece farklı  tavır aldığını gördükten sonra.. Hangi anne-baba, çocuklarının böyle bir “emireri” olmasını ister hoca’m.."
Cemaate yönelik halkın güven duygusunun yaşananlardan sonra zayıfladığını iddia eden yazar, fitne çıkmasına sebep olmakla suçladığı Gülen'in ABD'de kalmasını istedi.

İŞTE YAZDIKLARI;
Ülkeyi, bu hale getirdikten sonra, buraya niye geleceksiniz ki, hoca’m?
“Türki cumhuriyetlerde bir okul açacağız” denildi mi.. “Bir tuğla ile de olsa.. Bir torba çimento parası ile de olsa.. Benim de katkım olsun” diyen işadamlarının.. Bundan sonra artık, “aynı katkı”yı sunmayacaklarını, tahmin ediyor olmalısınız hoca’m..
Artık işadamlarının, “Türkiye’yi yangın evine döndüren bir harekete, bir kuruş bile vermem” diyeceklerinden, küçücük bir şüpheniz var mı hoca’m..

BU ÜLKEYE NASIL GELECEKSİNİZ HOCAM?
ARTIK GELMEYİN!

Bir ay önce, “sesi kalbe sevinç veren” dediğiniz alnı secdeli insana.. Ne oldu da, bir ay içinde kanaatiniz değişti.. Televizyonlarınızdan, bu kadar iftirayı atabiliyorsunuz?
Gazetecileriniz.. Hukukçularınız.. Göz göre göre.. Adeta efsunlanmış gibi.. Yüzde yüz yalanlarla.. İftiralarla.. Alnı secdeli insanlara kara çalarken..
Siz bu ülkeye, nasıl geleceksiniz hoca’m?
Artık gelmeyin..
CANINIZ NERDE GÜVENDE İSE ORDA KALIN
ABD SİZİ KORUSUN

Biz burda yaşayalım.. Karalar çaldığınız.. Televizyonlarınızda iftiralar attığınız insanlar bu ülkede yaşasın.. Hiçbirisi, “Türkiye’de güvende değilim” diye düşünmesin.. “Güvende olmasam da, kendi topraklarımda yaşayayım” desin..
Ama siz..
Canınız nerde güvende ise.. Orda kalın hoca’m..
Bırakalım sizi, ABD korusun..
Sizin güvenceniz ABD olsun..
Keşke, kendinizi düşündüğünüz kadar, bu ülkedeki samimi bağlılarınızı düşünseydiniz..
Onları.. Ve bağlılarınızı “kardeş” bilenleri düşünseydiniz.. Bu fitnenin çıkmasına sebeb olmasaydınız!

---------
Bir kaç hafta önce kendisine tekme atan polislerden ve hatta muabirlere yapılan darp vsler şiakeyçi olmuşlardı manşetlerden. Bağcılar Teşkilatı Görevden alındımı ? Hadlerini aşmışlarıdı habere göre ?
 Bakan oğularının canları tatlı onları haklarımı var sadece. Çalışan Muhabirinin darp raporu var ama aynı gün emniyet yerle yeksan yapılmıyor. Peygamberimiz Halkbanksınımı ADALETİMİ düşünürdü ?

Bunu yapan memurlar güçlerden gözü dönmüş olmazmı ? Yolsuztan tutuklananlardaki o kadar çok delil var ki. KARİNEDEN BAHSEDİLİYOR. Komplo teorisi ile yola çıkılıyor. ABD, İNGİLTERE, İSRAİL TAŞORANI NUR cemaati Fetullah GÜLEN hoca oluyor. Başınıza taş düşe Zaten HOCAdan biliniyor.

Polisler her zamanki gibi halka nası muamele yapıyorlarsa oyle yapmışlar BAŞBAKAN Bakan oğluna yapılınca ADALET AKLINA geliyor. Onyıllarca polis yaptıkları göz ardı ediliyor. Acilen hastahaneye giden yaşlı Aileyi tekme tokat dövem POLİS/LERE o kadar çok haberleir varki HİÇBİR ŞEY OLMUYOR.

BURADAN BAŞBAKAN'A SORUYORUM. 
"ADALET AKP'DE SADECE BAKAN OĞULLARINA MI VAR ? VATANDAŞA ADALET YOKMU ? VARSA TEKME TOKAT HASTAHANEYE GİDERKEN POLİSLER TARAFINDAN DARP EDİLEN AİLELER İÇİN MEMURLARI VE İLÇE-İL EMNİYET MÜDÜRLERİNİ SÜRGÜ ETMEDİNİZ ? HEPSİNE HESABINI SORMADINIZ ?"


mudur-bu-ise-bizim-mektebi-bulastirma

'Müdür, bu işe bizim mektebi bulaştırma'

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alınan Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, evinde ayakkabı kutuları içinde bulunan 4.5 milyon dolarla ilgili savcıya verdiği ifadede, "O paralar İmam Hatip Okulu yapmak için toplanan bağışlar" demişti.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan bugün köşesinde bir İmam Hatip mezunu olarak Halkbank Genel Müdürü'nün bu sözlerine tepki gösterdi. 

Müdüre seslenen Ahmet Hakan şöyle yazdı:

Halk Bankası Genel Müdürü “o paralar imam hatip içindi” demiş... Eğer doğruysa bu iddia... Bir imam hatipli olarak sesleniyorum: Müdür, bu işe bizim mektebi bulaştırmasan.
BU İŞLERE İSLAM'I ALET ETMEYİN
Yolsuzluk iddialarını önemsizleştirmek, hırsızlık soruşturmasını gölgelemek, iddiaları değersizleştirmek gibi amaçlarla...

İslam’dan, ayetlerden, hadislerden, siyerden yararlanmaya çalışmak, Millet nezdinde İslam karşıtı propaganda yapmak gibidir.
Şu üç günlük dünyada “aman iktidarımıza zeval gelmesin” amacıyla kutsala bu kötülüğü yapmaya başta ilahiyat profesörleri ve cami imamları olmak üzere hiç kimsenin hakkı yoktur.


----
Hocalara itibar etmeyen müslüman tipler suçlarını örtmek için islami kılıf uydurmaları yokmu ?
Savunmaları o kadar komik oluyor ki.


erdogandan-cemaate-sert-mesajlar


Erdoğan'dan cemaate sert mesajlar 

Başbakan Erdoğan cemaati "zavallı bir örgüt" diye tanımlayarak taşeron olarak kullanıldığını söyledi. Erdoğan'dan cemaate sert mesajlar 

...
Kula kulluk yok. Birileri kalksın kula tapmaya devam etsin. Bizim anlayışımızda kula kulluk yoktur.
... 
Yolsuzluk bu işin sadece kılıfıdır. Bir tamım gzetelerin ajanlarınn hukuku çiğneyerek yazdıklarına, montajla sosyal medyada yazdıklarına inanmayınız.
...

--------------

Bu satır başlarında hiç bir şey anlamadım.
Kula kulluktan maksat Hoca Efendinin konumu ise, parti başkanlığıda aynı sistemdir.
Yumuşak karın olmasa, kılıf nası olacaktı. Montajı savcı, polis bu zamanda göze alabilirmi ?
 Eğer Adalet olsa isi, operasyonda HALK BANKASI zarar görürmüydü.
Şimdi Ekonomi Zarar görmesindiey olmayan Adalet zarar görecek.
Tek anladığım bu.

fetullah-gulen-beddua-yolsuzluk-rusvet-operasyon-suclama


Hoca efendi yoldan saptıysam veyahut yoldan sapanlara yani fitnenin ortadan kalkması için
ALLAH C.C. den niyaz ediyor.
Mazlum olarak beddua etmiş olsaydı farklı olurdu.  
Kula kulluk edilmez. Kuldanda yardım talep edilmez. 
Sert Kapatabildiğin kadar kapıyı sert kapa HOCAM kapının menteşeleri yerinden sökülsün.

Tayyip_Hirsizlik_babadan_evlada_gecer_Evlattan_babaya_ degil